(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({ google_ad_client: "ca-pub-7247401377424993", enable_page_level_ads: true });
Yazı Detayı
12 Haziran 2018 - Salı 08:36 Bu yazı 242 kez okundu
 
SİZ BUNUN NERESİNDESİNİZ?
Mehmet Ali Aydın
 
 

"Allah ve Peygamber'i bir işi emrettiğinde, hiç bir inanmış erkek ve kadının o işte tercih hakkı yoktur.Kim Allah ve Peygamber'in emrine aykırı hareket ederse, kesinlikle apaçık bir yanlışa düşmüş olur." (Ahzap Suresi 36. Ayet)

İçinde bulunduğumuz Ramazan ayı yavaş yavaş bizden ayrılıp gitmeye hazırlanıyor. Bu ay biz Müslümanlara göre günahlardan ve yanlışlardan arınma ayı. Şimdi geriye dönüp bakalım geçen günlerimizde neler yaptık.
Bu ramazanda Allah ve Resulünün dediği istikamette ve emirleri doğrultusunda bir bir Ramazan yaşadık mi? Yoksa yine “Eski tas, eski hamam” hikayesine devam edip bildiğimiz gibi mi yaşadık? Eski hata, yanlış ve isyanlarımız devam etti ise bizim için Ramazanın bir anlamı olmamış demektir.
Her zaman agzımıza pelesenk ettiğimiz bir söz vardır: “Nerde o eski ramazanlar” diye. Oysa eskidende ramazanlar çok farklı değildi, oruç tutan tutuyor, tutmayan yine tutmuyordu! Namaz kılan kılıyor kılmayan yine kılmıyordu, ibadet eden ediyor etmeyen yine etmiyordu.
Fakat şimdi bir değişiklik var, eskiden tutmayanlarda biraz utanma olur, tutanların yanında yeme ve içmeye utanırdı. Kahveler ve lokantalar açık olurdu ama içerdekiler görünmesin diye camlarına gazete yada başka şeyler çekilir içerde ne halt işlendiği belli olmasın istenirdi. Ama şimdi “ar namus, tertemiz” misali herşey aşikar, oruç tutan insanlara saygı kalmamış, biz tutanlar nerede ise tutmayanlar yerken utanmasın diye görmemezlikten geliyoruz.
Hatta bu konuyu gündeme getirsek bu sefer çok bilmişler devreye giriyor”size ne ister tutar, ister tutmaz ne karışıyorsunuz” edebiyatı yaparlar. Biz zaten karışmıyoruz ama biraz saygı istiyoruz o kadar.
Ayrıca Peygamberimiz (SAV) “Müslüman bir kötülük gördüğünde eli ile kaldırsın, buna gücü yetmiyorsa dile ile kaldırsın, buna da gücü yetmiyorsa kalbi ile buğz etsin. Bu da imanın en alt derecesidir.” diyor. Onlar da istiyorlar ki hiç müdahale edilmesin ve kötülük yayılsın. Birde kendilerine göre hikaye uydurmuşlar: “Din ile imanın kimde olduğu belli olmaz. Benim kalbim temiz. Allah’la kul arasına girilmez”. Tamam buyrun o zaman, ama yukarda ki ayeti bir daha gözden geçirin. Ne diyor bir bakın.
Ne diyor orda Yüce Allah; kendi başınıza değilsiniz Allah ve Peygamberinin emrettiği şeylerde Müslümanım diyorsanız tercih hakkınız yok, itaat edeceksiniz, yoksa apaçık bir yanlıştasınız. Mazeretsiz oruç tutmamak eğer Müslümansanız Allah ve Peygamberine resmen karşı geliyorsunuz demektir.
Yok ben Müslüman değilim diyene bir sözümüz yok, burada söylediklerimizden alınmasınlar, ama ben Müslümanım diyen biri herhangi bir nazereti yoksa orucunu tutacak. Öyle “Müslüman mahallesinde salyangoz satmak” yok.
Müslümanların bir görevi de “Emr-i bil maruf, nehy-i anil münker”. Ne demek Müslüman kardeşlerine “iyiliği emredecek, kötülükten de uzaklaştıracak”demek. Bu konuda “bana ne” deme şansımız yok. Mahhallede yangın çıktığında bana ne bizim ev yanmaz demek gibi bir lüksümüz yok.
Şimdi bunu okuyan bazı Müslmanlar (!) hemen çala kalem bize akıl vermeye kalkışacaklar. Lütfen bana akıl vermeyin Allah’a şükür bende yeteri kadar var. Herkes aklını kendine saklasın ve benim yazdıklarımı beğenmiyor, hoşlarına gitmiyorsa başka sayfalarda gezinsinler. Ya da fikirlerini kendi sayfalarında paylaşsınlar. Buraya kfalarına göre yorum yaparak insanları incitmesinler. Yapıcı yorumlara evet.
Unutmayalım ki, hepimizin asli görevi Allah’a iyi bir kul ve Resul’üne iyi bir ümmet olabilmek. Onun da yolu ve yöntemi belli; Kur’an ve sünnete tabi olmak. Bu konuda da samimi ve ihlaslı olmak. Gerisi ban göre “hikayeden masal”. Kısa bir dünya hayatı, zevki, debdebesi, zenginliği, şanı, şöhreti ve hevesleri için ne kadar süreceğini bilmediğimiz Ahiret hayatını yakmanın bir anlamı yok.
Her Cuma İmamlarımız hutbeden sonra bir ayet okuyup mealini veririler orada: “..... Allah düşünüp tutasınız diye öğüt veriyor” diye bize hatırlatma yapıyorlar. Tutarsanız ne ala tutmazsanız o da sizin bileceğin bir şey. Benim görevim dilimin döndüğü kadarı ile hatırlatmak. Öğüdü tutup tutmamak bizim elimizde.
Tabiki de yaptıklarımızın sonuçlarına katlanmak ta.

 
Etiketler: SİZ, BUNUN, NERESİNDESİNİZ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı